KELAMCILAR, FİLOZOFLAR VE KURAN’DA NEDENSELLİK

FELSEFE

ÖZ: Binlerce yıldır çevreyi gözlemleyen insan doğanın işleyişi hakkında da fikir sahibi oldu. Yeri geldi doğaya hâkim olmaya çalıştı, yeri geldi doğayla boyun eğerek yaşadı. Ancak insan tabiat ve onun işleyişinden asla kopmadı. Doğayı anlamaya ve anlatmaya binlerce yılını vermiş olan insanoğlu şu kanıya vardı; ‘’Doğada ki olaylar hep bir neden-sonuç ilişkisine bağlıdır.’’ Yani evrende yaşanan olaylar göz önüne alındığında aynı şartlar ve olaylar karşısında meydana gelecek sonuç da aynı olmalıydı.1İnsanlığın vardığı bu sebep-sonuç ilişkisi beraberinde de problemleri ve tartışmaları getirdi. Bu problemlerin en başında insanın özgürlüğü gelmekteydi. Diğer bir problem ise evrende ki nedenselliğin Allah’ı kısıtlayabileceği kanısıydı. Şimdi bu problemleriİslam kelamcıları, Filozoflarve Kur’an ışığında ele alalım.
Anahtar Kelimeler: Nedensellik,Tehafüt Geleneği,
Nedensellik Aristofelsefesinin İslam Dünyasında yankı bulmaya başlamasından sonra İslam kelamcıları ve filozofları tarafından tartışılmaya başlandı.2Bu tartışmaların en önemli iki cephesini İslam Dünyasının yetiştirmiş olduğu filozoflar,diğer tarafta ise İslam Dünyasında büyük yankı uyandırmış, büyük etkiler bırakmış Gazali’ydi. Bu tartışmalara genel olarak ‘’Tehafüt Tartışmaları’’ da denilebilir.3Tehafüt tartışmaları İbn-i Rüşdve Gazali arasında geçen; Gazali’nin Felsefe dünyasına yönelttiği eleştirilerin karşılığı olarak İbn-i Rüşd’ün de Gazali’nin fikir sistemini eleştirmesi,bu tartışmaların derinleşmesine sebep oldu. Tartışmanın mahiyeti ise, nedenselliğin bütün evreni kaplayan mekanik yapısı evrende; Allah’a hiç yer bırakmayacak düzeye ulaşmasıydı. Evren tamamen mekanik, kurulmuş ve düzgün işleyen bir saatse o halde Allah’ın etkisi ne düzeyde olacaktı?
Eşariliğin bütün eşyaların kendisine has bir işleyişi olduğunu savunan Aristotelesçianlayışı reddettiği görülmüştür.4Diğer taraftan Allah’ın sürekli olarak Halik olduğunu ve sürekli olarak evrende bir yaratmanın meydana geldiğini savunmuştur. Buna delil olarak ise ‘’O her an yaratma halindedir’’5ayetini getirmişlerdir. Ayrıca evrende aynı şekilde ve aynı şartlarda gerçekleşen olayların aynı sonucu verme zorunluluğunu da reddederler. Aynı zamanda evrende ki mükemmel düzen ve intizamın nedenselliğin Allah’ı dışlayıcı anlayışına karşı Allah’ın bizzat ispatı ve delili olduğunu savunurlar.6
Eşariliğin katı determinizmi reddedişinin zirvesini yaşadığı dönem Gazali dönemi olmuştur. Gazali’nin kelamcı yönünün ağır bastığı bu tartışmalarda onun fikirleri hala daha tartışılmaya devam etmektedir. Gazali’nin filozoflara karşı çıkmasının temel nedenlerinden birisi Allah’ı dışlayan bu katı nedensellik anlayışının imani bir problem oluşturmasından kaynaklanıyordu. Allah eğer ki evrende bir düzen kurduysa ve bu düzen o kadar mükemmel işliyor ve kendisi dahi bu düzene müdahale edemiyorsa Allah’ın kudretinin zayıflaması hatta ortadan kalkması söz konusu olacaktı. Bunun aksine Allah’ı Faili Muhtar olarak nitelendirmiştir. Yani kendi seçimlerini kendisi seçen ve hiçbir şeyin kendisini zorlayamayacağıyegane varlık. O halde bütün evren Allah’a boyun eğmiştir.
Gazali Tehafüt geleneğini başlatırken ilk olarak yaptığı iş evrende meydana gelecek olan olayların birbirlerinin zorunlulukları olmadığıydı. Buna örnek olarak ise Ateş ve Pamuk örneğini vermiştir. Eğer ki ateş yakma özelliğini kaybederse pamukta hiçbir etki oluşturamaz. Aynı şekilde pamuk ateş karşısında yanıcılık özelliğini kaybederse ateş yine pamuğa hiçbir şey yapamayacaktır. Bunun Kur’an’da ki en önemli örneği ‘’Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol’’ dedik.’’7Ayetidir. Hz. İbrahim ateşe atıldığı sırada Allah’ın ateşe emretmesi ve ateşin yakıcılık özelliğinin ortadan kalması ile Hz. İbrahim’in ateşten hiçbir şekilde etkilenmemesi Allah’ın evrende ki düzene dilediği gibi doğrudan doğruya müdahale ettiğini göstermektedir. Yani evrende ki bütün olaylar neden sonuç bağlamında zorunlu değil mümkündür.8
Olaya felsefeciler tarafından bakacak olursak akla ilk gelen isim İbn-i Sina olacaktır. Ona göre bütün evren Allah’tan sudur etmiştir. Alemde bulunan maddelerin iki yönü vardır ki bu yönü açıklarken İbn-i Sina Aristo felsefesinden etkilenmiştir. Bunlardan birincisi yakın sebep olan Madde ve Surettir. İkincisi ise maddenin uzak sebebi olan Tanrıdır. Madde ve Suret meselesini şu şekilde izah edebiliriz. Ateş ile pamuk temasa girdiği zaman pamuk yanacaktır. Çünkü Allah ateşi yakıcı olarak tasarlamış ve pamuğu yanıcı olarak tasarlamıştır. Yani yakıcı olan ateşin maddesi iken yakıcılık onun suretidir.9O halde aklımıza şu soru gelmektedir. Evrende ki bütün maddelere kendi özelliklerini veren o güç nedir? İbn-i Sina’ya göre bu güç alemde ilk sebep olan ve her şeyin kendisinden sudur ettiği Kadir-i mutlak olan Allah’tır. Yani buradan anlayacağımız şey İbn-i Sina’nın nedenselliği kabul ettiği ancak nedenselliği, tasarlanmış bir şekilde bütün yönleri ile Allah’a bağlayarak kabul ettiğidir.
İbn-i Haldun’da nedenselliği kabul edenler arasındadır. Ona göre nedensellik anlaşılabilir bir durumdur. Evrende ki nedenselliğin daima hareket halinde olduğunu, dinamik bir yapıya sahip olduğunu belirtir. Ona göre olacak olan olayların temelinde nedensellik yani neden-sonuç ilişkisivardır. Öyle ki baht (şans) kavramına da inanmaz. Bunun aslında insanın fark edemediği gizli sebeplerin bir anda ortaya çıkarak insanı şaşırtması, insanların da buna şans adını vermesi olduğunu ifade eder.10Mucizeler konusunda ise Haldun genel bir kabul içerisindedir. Mucizeleri reddetme yoluna asla gitmemiştir. Buna karşın mucizeleri Allah’ın belli durumlarda maddenin hallerini ve şekillerini değiştirerek dünyada olağanüstü bir durum meydana getirmesidir.11Ancak bu durum mucizelerin aklen açıklanmasına engel değildir. Pek tabii mucizeler açıklanabilir durumlar olduğunu ifade etmiştir.
İbn-i Rüşd ise Eşari ekolüne karşı en sistemli eleştiriyi yaparak filozofların nedensellik anlayışını savunmuştur. Ona göreinsan bilgiye ulaşmak için mutlaka ama mutlaka nedenselliğe başvurması gerekmektedir. Bilgi eğer belli bir neden sonuç ilişkisi varsa açığa çıkacaktır. Nedensellik savunmasında İbn-i Rüşd şunu söylemektedir; eğer ki varlıkların bütün hareketlerinin sebebiAllah ise evrende bulunan maddelerin tamamının özellikleri ve benlikleri reddedilmiş olacaktır ki bu da evrenin reddine sebep olacaktır. Bu tarz görüşler ise sadece septiklerin görüşleridir ki onlar sadece safsata içerisindedirler.12İbn-i Rüşd’e göre evrende Allah’ın koyduğu bir denge ve düzen bulunmaktadır ki bu zorunludur. Eğer böyle bir düzen ve dengesizlik hali mevcut ise Allah’ın yarattığında eksiklik meydana geleceği için bu Allah’ın zatına eksiklik olacağı fikrini akıllara getirir. Oysa ki Allah’ınzatında hiçbir eksiklik yoktur. Bütün evren Mutlak mükemmel olan Allah tarafından yaratıldığı için mükemmeldir. O halde neden sonuç ilişkisi olarak ifade edebileceğimiz nedensellik evrende vardır ve evrenin değişmez şartıdır.
Eşari ekolü ve onun en önemli temsilcilerinden Gazali’nin fikirleri ve karşısında ki filozofların görüşlerini bir nebze olsun burada izah etmeye çalıştıktan sonra Kur’an’ı Kerim’den ayetlerden de bahsederek nedensellik hakkında vermeye çalıştığımız bilgileri tamamlayalım.
Kur’an’ı Kerim’de birçok yerde nedensellikle ilgiliolabilecekayetlerle karşılaşıyoruz. Bunları hızlıca sayalım.
Biz gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.13
Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik, bunu asla yapmayız.14
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.15
Eğer kafirler size karşı savaşsalardı arkalarını dönüp kaçacaklar, bu durumda bir koruyucu, bir yardımcı da bulamayacaklardı. Bu Allah’ın öteden beri uygulanıp gelen kanunudur, Allah’ın kanununda bir değişiklik bulamazsın.16
Onlar ayakta dururken, otururken, yatarken hep Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler: Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.17
Eğer saldırganlıklarından vazgeçerlerse geçmişteki suçları bağışlanır. Yok, eğer eski tutumlarına dönerlerse, daha öncekiler için geçerli olan kurallar onlar için de işler.18
Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen, Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın.”19
Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.20
Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve selamet ol!21
SONUÇ: Bu ayetlere bakıldığında insanların yaratılmasında ve dünya üzerinde imtihan edilmesinde bir nedensellikolduğu aşikardır. Yani insanların yaratılması Kur’an’a göre bir sebebe bağlanmıştır. Bu da insanın dünyada var olmasının nedensellikle alakalı olabileceği fikrini akıllara getiriyor. Ayrıca ayetlerde geçmişten itibaren gelen bir dengenin düzenin varlığından da bahsedilmektedir. Allah’ın evrene koyduğu denge ve düzenin eksiksiz ve mükemmel olduğunu bu düzende Allah istemedikçe herhangi bir bozulmanın olamayacağını anlamak mümkündür.O halde mucizenin Allah’ın evrende yapmış olduğu müdahaleler olduğu sonucuna ulaşmamız gerekmektedir. İnsanların evreni ve bütün bu evreni yaratan Kadir-i Mutlak Allah’ı tanıma arzuları devam ettikçe bu tartışmanın da devam edebileceği kanısı insanda uyanıyor. Aynı zamanda dünya üzerinde bozgunculuk yapmış olan kavimlerin birbirlerinin aynısı ya da bir benzeri akıbetle karşı karşıya kalmaları benzer durumlar ve şartlarda aynı sonuçların çıkabileceğine işaret ediyor.
İrfan ÇAKICI, Ordu Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İlahiyat Fakültesi, Yüksek Lisans
——————————————————————————————————————-
1 TURŞAK Musa, Nedensellik İlkesi Bağlamında Sünnetullahı Anlamak BEÜ SBE Dergisi. 2019 s.571
2 AYIK Hasan Gazali ve Nedensellik Meselesi TYB Akademi Yayınları sayı,1 s.15
3 AYIK Hasan a.g.e. s.15
4 OKŞAR Yusuf Gazali’nin Nedensellik ve Adetullah düşüncesi Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisis.285
5 RAHMAN S. A. 29.
6 OKŞAR Yusuf a.g.e. s.285
7 EMBİYA S. A.69
8 OKŞAR Yusuf a.g.e. s. 285
9 HAKLI Şaban İbn-i Sina Felsefesinde ‘’Fail Neden’in’’ Nedensellik Açısından İncelenmesi marife, yl. 4, say1, bahar 2004s.130
10 ÇAKSU Ali, İbn Haldun ve Hegel’de Tarihte Nedensellik: Aristo Mirasını Yeniden Değerlendirmek Divan Dergisi 2002/1 s. 60
11 ÇAKSU Ali, a.g.e. s.60
12 AYDIN Hasan Gazzâlî ve İbn Rüşd’de Nedensellik Tartışması ve Bilim Tarihindeki Yansımaları ERDEM, Aralık 2019; Sayı: 77 s. 111
13 ENBİYA S. A. 16
14 ENBİYA S. A. 17
15 ZARİAT S. A. 56
16 FETİH S. A. 22-23
17 ALİ İMRAN S. A. 191
18 ENFAL S. A. 23
19 FATIR S. A. 43
20 EL-A’RAF S. A. 34
21 ENBİYA S. A. 69.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir